Borçlar Kanunu ve Mobing

Borçlar Kanunu ve Mobing

İş yerinde uygulanan mobbing borçlar hukuku açısından “haksız fiil” oluşturmaktadır.

818 sayılı BK’nın II. Faslı “Haksız Muamelelerden Doğan Borçlar” başlığını taşımaktadır.

Kanun’un 41. maddesine göre; “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur. Ahlaka mugayir bir iil ile başka bir kimse­nin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.”

Bu hükme göre gerek kasten gerekse ihmalen ya da tedbirsizlik ile işyerinde haksızlık oluşturacak mobbinge neden olan kişiler zararı tazmine mecburdur.

Borçlar Kanunu ve Mobing
Borçlar Kanunu ve Mobing

Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan mob­bing mağduru da BK’nın 49. maddesine göre, uğradığı manevi zara­ra karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.[

Burada tartışılması gereken bir başka konu ise haksız iil oluşturan mobbing davranışının bir diğer çalışanca uygulanması halinde, “adam çalıştıranın sorumluluğu” ya da “sözleşmeden doğan sorumluluk” kapsa­mında işverene karşı tazminat isteminin ileri sürülüp sürülemeyece­ğidir.

Kanun’un 55.maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğunda “başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istih­dam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür” denilmiştir.

100. maddede ise “bir borcun ifasını veya bir borçtan mütevellit bir hakkın kullanılmasını kendisi ile beraber yaşayan şahıslara veya maiyetinde çalışanlara velev kanuna muvafık surette tevdi eden kimse, bunların işlerini icra esnasında ika ettikleri zarardan dolayı diğer tarafa karşı mesuldür” hük­mü mevcuttur.

BK’nın 323 vd. maddelerinde de iş sahibinin borçları düzenlenmiş olup, kanunun 332/1. maddesi “İş sahibi, akdin hususi halleri ve işin ma­hiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur” şeklindedir.

Tüm bu bilgiler ışığında işyerinde bakım ve gözetim yükümü ye­rine getirmeyen işveren de, haksız iili meydana getirenin bir diğer işçi olması halinde, bu işçi ile birlikte müştereken mesul olacaktır.

Borçlar Kanunu Tasarısı açısından mobbing değerlendirmesi ya­pılacak olursa; Tasarı’da mobbing konusunun Borçlar Hukuku’nun alanına girdiği teyit edilmiş ve tasarı’nın 416. maddesinde mobbing,

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, sağlığını gerektirdiği ölçüde gözetmek ve işyerinde ahlâka uygun bir düzenin gerçekleştirilmesini sağlamakla, özellikle kadın ve erkek işçilerin cinsel tacize uğramamaları ve cinsel tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işçinin yaşamını, sağlığını ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Buna göre işveren, hizmet iliş­kisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulana­bilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine uymaması sonucunda işçinin öl­mesi durumunda, desteğinden yoksun kalanların bu yüzden uğradıkları za­rarlara karşılık isteyecekleri tazminat, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorum­luluk hükümlerine tâbidir” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu düzenlemenin kanunlaşması halinde mobbing ilk defa yasal olarak düzenlenmiş olacaktır.

Bir önceki yazımız olan Türk Medeni Kanunu ve Mobbing başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.